Taner Akçam Hrant Dink Cinayetine Yönelik Tepkileri Değerlendiriyor: Türklüğümün İsyanı

25 01 2007

Taner AkçamBiz bugün burada ‘Hepimiz Hrantız’, ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye bağırarak dünyaya çok önemli bir mesaj veriyoruz. O katillin ve katillerin Türklük ve Türkiyelilikle alakası olmadığını söylüyoruz. Gerçek Türklüğün, Hrant’ın katiline katil demekten geçtiğini, gerçek Türklüğün, ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye bağırmaktan geçtiğini söylüyoruz. Hrant’ın katiliyle Türklük ve Türkiyelilik arasına mesafe koyduğumuzu ilan ediyoruz. İşte bizim 1915′e ilişkin yapmamız gereken bu.

Hrant Dink Cenaze TöreniTaner Akçam

Ben bir Türk’üm. Hrant bir Ermeni’ydi. Ben bir AGOS yazarıyım, Hrant AGOS idi. Hrant, AGOS’un Türk yazarları ve AGOS bir davaya baş koymuştu. Dava, Türk ve Ermeni insanına yönelik düşmanlık son bulsun, bu kin, bu nefret sonra ersin davasıydı; her iki halk, her iki ulus, karşılıklı saygı temelinde bir arada yaşasın istiyorduk.

Hrant ve AGOS Türkiye’nin bozkırında açmış bir çiçekti. Çiçeğimiz vurdular; çiçeğimizi kopardılar. Herkes ‘Hrant’a sıkılmış kurşun Türkiye’ye sıkılmıştır’, diyor. Doğrudur ama şu soruyu kendimize tüm açıklığıyla sormak şartıyla: Bu kurşuna sıkılacak hedefi kim gösterdi? Atılan ateş tam yerini bulsun diye Hrant’ı kim hedef yaptı; kim Hrant’ı hedef olarak sıkı sıkı tuttu ki, kurşun boşa gitmesin. Hrant’ı 17 yaşında biri tek başına öldürmedi. Hrant’ı, onu hedef yapanlar ve onu kurşun yerini bulsun diye hedef olarak sıkı sıkıya tutanlar öldürdüler.

Hrant bir kurşunla öldürülmedi. Hrant aylarca, her gün yavaş yavaş hedef yapılarak öldürüldü. 5 Ocak’ta, ‘korkuyorum Taner’, ‘çok korkuyorum’ diyordu. “Bana, AGOS’a yönelik saldırı çok sistemli bir saldırı Taner”, diyordu. “Beni İstanbul Valiliği’ne çağırıp tehdit ettiler, Taner” diyordu. “Yaptıklarını senin yanına bırakmayacağız, dediler bana Taner”, diyordu. “Bana ve AGOS’a yönelik tüm bu saldırılar bu tehditten sonra başladı, Taner” diyordu. “2007 çok kötü bir yıl olacak Taner”, diyordu. “Çok üstümüze gelecekler. Çok ama çok kötü hedef gösterildik. Basınıyla, politikacısıyla, hukukçusuyla öyle bir hava yarattılar ki, bizleri öyle lanetli durumuna soktular ki, artık çok kolay vurulacak bir hedef olduk Taner”, “av mevsimini açtılar ve bizi avlanacak av gibi orta yerde bıraktılar Taner,” diyordu.

Hrant’ı 17 yaşında bir katil öldürmedi. Her gün basında bu katile Hrant’ı Türk düşmanı diye gösterenler öldürdü. Hrant’ı 301. maddeden mahkeme kapılarında sürüyenler öldürdü. Hrant’ı, 301. maddeyi aydınların sürek avı olarak kullananlar, 301. maddeyi değiştirmeye cesaret edemeyenler öldürdü. Hrant’ı, korumak yerine, Valilik binasına çağırıp tehdit edenler öldürdü.

Timsah gözyaşlarına gerek yok, başımızı öne eğelim. Ellerimize bakalım. Ellerimizdeki bu kanı nasıl temizleyeceğimize bakalım. Siz, Hrant’ın ölümünden şoka uğrayan basın yayın organları, açın eski sayılarınızı, Hrant için neler yazdınıza, neler söyledinize, ona bakın, katili orada göreceksiniz. Siz 301′i aydın avında kullananlar, 301 üzerine yazdıklarınıza, mahkeme kararlarına bakınız, katili orada göreceksiniz. Sayın hükümet yetkilileri, timsah gözyaşları dökmeyin, bize Hrant’ı tehdit etmek için odasına çağıran Vali Yardımcısı’na ne yapacaksınız; onu tehdit eden Milli İstihbarat Teşkilatı yetkilisine ne yapacaksınız onu söyleyin.

Hrant, ‘Türklüğe hakaret eden Ermeni’ olarak hedef gösterildi ve bundan dolayı vuruldu. Hrant, ‘Türkiye tarihiyle yüzleşmek zorundadır’, dediği için vuruldu. 2007′de Hrant’a kurşun sıkan, sıktıran eller, 1915′te de Hrantlara kurşun sıkan, Ermenileri çölde boğan el aynı ellerdi. Hrant’a kurşun sıkanlar bize bir mesaj yolluyorlar. Diyorlar ki, “Evet! 1915′te yaptık 2007′de de gerekirse gene yaparız.” Hrant’ı vuranlar, onu Türklük adına vurduklarını düşünüyor. Tıpkı 1915′te Hrant’ları vuranların söylediği, yaptığı gibi… Onlar için Türklük cinayet işlemektir. Onlar için Türklük birilerini düşman görüp imha etmektir. Oysa onlar Türklüğün kara lekeleridir, onlar Türklük adını lekeyen, Türklüğün alnına kara leke sürenlerdir. İşte biz bu nedenle ayağa kalktık. Bizler, ‘Hepimiz Hrantız’, ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye bağırarak Türklüğü bu katillerin elinden almak istiyoruz. Biz Türklüğün, biz Türkiye’nin çığlığıyız. Türklüğü ve Türkiye’yi katillerin eline bırkmak istemeyen Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, laiğin, Müslüman’ın çığlığıyız.

Türklük, canilerin, katillerin eline bırakılmayacak kadar saygı duyulması gereken güzel bir şey, Ermenilik de öyle… Bizler biliyoruz ki, Türklüğümüzle ancak ve ancak katile katil demeyi başarırsak gurur duyabileceğiz. Bugün burada bunu yapıyoruz. Türklüğümüzün, ‘Hepimiz Ermeniyiz’ dedikçe güzelleştiğini biliyoruz; katile katil demeyi başardıkça Türklüğümüzle daha çok gurur duyabileceğimizi biliyoruz.

Biz bugün burada ‘Hepimiz Hrantız’, ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye bağırarak dünyaya çok önemli bir mesaj veriyoruz. O katillin ve katillerin Türklük ve Türkiyelilikle alakası olmadığını söylüyoruz. Gerçek Türklüğün, Hrant’ın katiline katil demekten geçtiğini, gerçek Türklüğün, ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye bağırmaktan geçtiğini söylüyoruz. Hrant’ın katiliyle Türklük ve Türkiyelilik arasına mesafe koyduğumuzu ilan ediyoruz. İşte bizim 1915′e ilişkin yapmamız gereken bu.

Bugün nasıl Hrant’ın katiliyle Türklük arasına mesafe koyamayan gerçek Türk değildir diyorsak, bugün nasıl Hrant’ın katiliyle Türklük arasına mesafe koyma yeteneğini, becerisini gösteriyorsak, 1915 için de aynı şeyi yapmalıyız. Bugün Hrant’ın katiline sahip çıkanlar, 1915′in katillerine de sahip çıkanlardır. Dünün Talat’ına, Bahaettin Şakir’ine, Dr. Nâzım’ına sahip çıkanlar, onların önünde secde edenler, bu katilin önünde de secde edecek olanlardır.

‘Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz’ diye bağırarak biz Türkler, biz Türkiyeliler tüm dünyaya diyoruz ki: Biz Türkler, Türkiyeliler, Türklüğü bu katillerin eline bırakmayacağız. Biz Türklük adının katillikle, cinayetle, Ermeni düşmanlığıyla lekelenmesine izin vermeyeceğiz. Ya katilin Türklüğü ya ‘Hepimiz Hrantız, hepimiz Ermeniyiz’, diye bağıranların Türklüğü… Üçüncü seçeneğimiz yok. Nasıl bügün cinayet işleyenlerin Türklüğü Türklük değil ancak Türklük alnına sürülmüş bir kara lekedir diyorsak, 1915′te de cinayetleri işleyenler Türklük adına leke sürenlerdir diyebilmeliyiz.

Nasıl bugün Hrant’ın cinayetine ‘Utanılacak bir eylem’ diyorsak, 1915′de işlenen cinayetlere, aynı Mustafa Kemal Atatürk gibi ‘Utanılacak bir eylem’ diyebilmeliyiz. Bilmemiz gerekiyor ki: Biz nasıl bu cinayeti, ‘Hepimiz Ermeniyiz’ diye lanetliyebiliyorsak, bugün nasıl bu cinayeti kınayan yüzbinlerimiz varsa, 1915′te de bunu, o cinayetleri işleyenleri lanetleyen Türkler, Kürtler, Müslümanlar, Aleviler vardı. Bizler hem bugüne hem düne ilişkin seçim yapmak zorundayız. Katillerin Türklüğünden mi yanayız yoksa katillere tavır alan, cinayetleri kınayanların Türklüğünden mi yanayız? Biz 1915′te Ermenileri imha eden Boğazlıyan Kaymakamı Kemal’in Türklüğünden mi yanayız, yoksa, “Ben Allah’ın gazabından korkarım” diyerek Kemal’in işlediği cinayetlere karşı çıkan, onun idamı için ifade veren Boğazlıyan Müftüsü Abdullahzade Mehmet Efendi’den mi yanayız? Biz Talat’tan, Enver’den Bahaettin Şakir’den, Doktor Nâzım’dan, Diyarbakır Valisi Reşit’ten; onların cinayetlerinden, onların Türklüğünden mi yanayız? Biz, onların Türklük adına cinayet işlemelerine mi sahip çıkacağız, bu cinayetleri lanetleyenlerin Türklüğüne mi sahip çıkacağız?

Bilmemiz gerekiyor, bizim 1915′lerde, Ankara Valisi Mazharımız, Halep Valisi Celalimiz, Kastamonu Valisi Reşit’imiz, Yozgat Mutasarrıfı Cemal’imiz, Kütahya Kaymakamı Ali Faik’imiz, Der-Zor Kaymakamı Ali Fuat’ımız vardı. 1915′lerde bizim Türklük adına sahip çıkacağımız askerlerimiz, komutanlarımız da var. Bizim 3. Ordu Komutanı Vehip Paşamız; Trabzon Garnizon Komutanı Avni Paşamız; Miralay Vasfi’miz; Yozgat Mevkii Kumandanı Binbaşı Salim’imiz var. Trabzonlular belki şimdi bir katile, Ogün Samast’a sahipler, 1915′te de Trabzon’da Vali Cemal Azmi; İttihatçı Yenibahçeli Nail gibi katiller vardı ama 1915′de Trabzon’da bu cinayetlere tavır alan, sonra mahkemelerde katillere katil diyen Trabzonlularımız da vardı. Trabzon Polis Şefi Nuri’miz; Trabzon tüccarı Ahmet Ali Bey; Trabzon Gümrük Müfettişi Nesim Bey’imiz var. “Ben Ermenilerin kayıklara doldurulup boğdurulduklarını gözlerimle gördüm ama engel olamadım” diyen Trabzon milletvekili Hafız Mehmet Emin Bey’imiz var…

Bu saydığım isimler, onlarcadan, binlerceden, onbinlerceden sadece bazıları.

Bugün Türklerin, Türkiye’nin bir tercih yapması gerekiyor, ya bugünkü ve dünkü katillerin Türklüğü ya bugün ‘Biz Ermeniyiz’ diye bağıranların ve dün “Ellerimizi kana bulamayız” diyenlerin Türklüğü.

Tüm dünya bugün bizi saygıyla izliyor, çünkü onlar burada gerçek Türklük ile barbarlık arasına çekilen duvarı görüyor. Bizler bugün burada katil ile Türklük arasına bir duvar örüyoruz; bizler bugün katile katil demesini bilen Türkleriz. Bu cesaretimizi 1915′e ilişkin de göstermek zorundayız. Hrant bizden bunu istiyordu. “Ben Türk’ü, Türkiye’yi seviyorum, Türklerle bir arada yaşamayı bir şans sayıyorum” derken bize bunu anlatıyordu. 1915′teki Hrant’ların katillerine katil demek, onlarla da Türklük arasına duvar örmek zorundayız. 2007′de katile katil deme cesaretimizi 1915′e ilişkin de yapmak zorundayız.

Tarihle yüzleşmek işte böyle bir şeydir. Biz zaten bugün Hrant’ın katiline “Sen Türk değilsin, sen bir katilsin” diyerek tarihimizle yüzleşmeye başlamış bulunuyoruz. 1915′te Ermenilerin katilleriyle Türklük arasına da bir duvar çekmeli ve Türklüğün alnına kara lekeyi sürenleri katiller olarak lanetlemeliyiz. Ancak o zaman tüm dünyada başımız dik dolaşacağız.

Benim çığlığım Türklüğün çığlığıdır. Hrant’ı, can kardeşini, Ermenisini kaybetmiş bir dostun, bir kardeşin, bir Türk’ün çığlığıdır. Türklüğümüzü, alnımıza kara leke sürmek isteyen katillerin ellerinden alalım. Hep bir ağızdan, ‘Hepimiz Hrant’ız, hepimiz Ermeni’yiz’ diye bağıralım.

Bu çığlık Türkler ve Ermeniler arasında kin, nefret ve düşmanlık yaratmak isteyenlere verilecek en büyük cevaptır.

Taner Akçam: ABD’deki Minnesota Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi

Kaynak: Radikal


İşlemler

Bilgi

6 cevap

3 03 2007
uğur

Olayları tek gözden değerlendirmek, at gözlüğüyle dünyaya bakmaya benzer. Bunu da çok güzel yapmış. İşgal mahkemelerini kendine kaynak olarak almış bir bilim adamının? değerlendirmeleri ne kadar doğru olabilir ki. 1915′te yapılanlar bazı istisnai durumlar hariç çok doğru bir hareketti. YAPILAN HER ŞEY TAMAMEN ETKİYE TEPKİ ŞEKLİNDEDİR.

7 04 2007
bedriya

”Tarihi yazmak, tarihi yapmaktan zordur. Tarih yazanlar tarihe sadık kalmazlarsa, sadece kendilerine, mensubu oldukları millete hatta bütün insanlığa kötülük etmiş olurlar. Bundan da daha kötüsü, ilme ihanet etmiş olurlar. Tarihî olayları, kendi düşüncelerine, fikirlerine ve amaçlarına uygun düşecek tarzda yazmak, anlatmak, yorumlamak, tarih ilmine hizmet değil, olsa olsa kendi efendilerine hizmet etmek demektir. ”

Dolayısıyla iyi bir tarihçi; dönemin büyükelçilik ve konsolosluklarında bulunan raporlara ve o dönemi yaşamış ermeni yakınlarının söylemlerine dayanarak soykırımın yapıldığını iddia edemez.Şöyle ki Almanya Büyükelçiliği ve İngiltere Büyükelçliklerinde bulunan raporlarda(ki bu raporların amerikan ve ingiliz misyonerler tarafından bildirildiği yine o belgelerde belirtilmiştir.) Ermeni halka yapılan zulümleri bildiren raporların dışında Ermeni milislerin Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu da yaptıkları ayaklanmalar ve isyanlardan da bahsedilmektedir.Ki bu belgeler Almanya Hükümeti arşivlerinde bulunmaktadır.

Taner Akçam gibi soykırımı kabul eden birçok yazarın kaynak gösterdiği Ermeni asıllı Alman papaz Johannes Lepsius’un Alman Hükümeti arşivinden faydalanarak yayınladığı kitapta kullandığı 444 adet belgenin kitaptakiyle orjinali arasındaki farklar yine dünyanın kabul ettiği Tarih Bilimcileri tarafından kamuoyuna açıklanmış olup tamamen propaganda amacıyla yayınlanmış bir kitap oldugu konusunda hemfikirlerdir.

Ayrıca unutulmaması gereken bir konu da Ermeni halkın tehcir zamanında katliama ugradıgını belirten;kendini aydın-düşünür diye nitelendiren yazarlarımızın yine aynı dönemde binlerce Türk ve Kürt halkınında hayatını kaybettiği konusu hakkında bilgi sahibi olmaması şaşırtıcı!

Nasıl ki Ermeni halkı hastalıktan,kıtlıktan ve göç esnasında karşılarına çıkan çeteler yüzünden binlerce vatandaşını kaybettiyse aynı nedenlerden dolayı binlerce Türk ve Kürt vatandaşıda hayatını kaybetmiştir.

Ermeni Sorunu hakkında dünyayı ayağa kaldıran Fransa’nın 1992 de Hocalı da,1945 yılında Cezayir de yaptığı katliamlar(ki Afrika da,Tunus ta daha sayamayacagım bir çok bölgede yapılan kıyımlar) için hala sessiz kalması açıklanabilir birşey değil!

T.C. Başbakanlık Arşivi ve T.S.K Arşivi sözde soykırımı kabul eden batılı yazar,düşünür,tarihçiler tarafından 90 yıldır ne araştırma amaçlı ne de farklı bir amaç için müracaat edilmemiş,izin alınmamış ve ziyaret edilmemiştir.Dolayısıyla böyle hassasiyet gerektiren bir konu hakkında objektif davranılmadan yapılan bütün çalışmaların tamamen propaganda amaçlı oldugu açıktır.

Türkiye nin bu sözde soykırımı kabul edip,özür dilemesi gerektiğini savunan Fransa’nın (ki bu istekler tazminat,toprak vs.diye uzayacaktır) Bizans İmparatorluğu döneminde yapılan Haçlı Seferleri için torunları yıllarca sonra yollara düşüp nasıl özür dilemişlerse bu özür Fransa dan gelecektir, Türklerden değil!

Bu da benim TÜRKLÜĞÜMÜN UMUDU ve HAYKIRIŞIDIR!

11 07 2007
Salih

Sn Taner Akçam, Hemşehrimsiniz,
Yukarıda yazdıklarınız çok güzel ama Bu ve bunun gibi cinayetlerin yüzlercesi hergün dünyanın her tarafında Abd ajanları tarafından o ülkeleri bölüp parçalam için kullanılmaktadır. Bu gün Irakta bir soykırım yaşanmaktadır sizin insanlığınız hiç zedelenmemektedir. Bu gün türkiyede hergün gencecik çocuklar evlerine şehit olarak dönmektedir, bu güne kadar bu terörü bu kadar içtenlikle kınadığınıza tanık olmadık.
Türk insanı elbette katil değildir ve bu tür katliamları hepsi kınar. Ama siz halkımızı ve kurtuluş savaşımızı katliam yapmış bir ulus olarak göstermek için aldığınız emir ile kitaplar yazıyorsunuz. Sizin abd üniversitelerine hangi yazılarınız karşılığı ödüllendirildiğinizi tahmin etmekte zorluk çekmiyoruz.

Türkiyede yeniden ermeni, kürt davaları emperyalist güçler tarafından yenlendiriliyor ve dünyanın her tarafında olduğu gibi buradada halklar bir birine düşürülerek emperyalistin kolay lokması olması için hazırlık yapılıyor.

Siz belke bilinçli olarak alet olmuş insan değilsiniz ama bilinçlide olsa bilinçsizde bu günkü fonksiyonunuz emperyalizme hizmet ermeni ve türk halkınada zarar veren bir durumdur. Kendi ülkesi aleyhine çalışan insana Amerikada izin verirlermi.

Ben sizin hemşehrim olduğunuz için çok üzüntü duydum. Eğer siz emperyalizmin hizmetinde değilseniz şu an dündaya çok büyük katliamlar oluyor, afganistanda, ırakta, ve adı konmamış savaşlar sırf silah tekelleri silah satsın diye çıkarılmış savaşlar herkes biliyor.

Sizin patronlarınızın dünyada yaptığı gerçek katliamlarla ilgili birkaç araştırmanızı görmezsem yakın bir tarihte mutlaka sizin karakteriniz hakkındada çok olumsuz düşüneceğim. Gerçek katliamlar, dünyadaki tüm savaşların arka planındaki gerçek sorumlular kimlerdir ve siz bunlara nasıl yaltaklanıyorsunuz sonrada kendinizi sosyalist görüyorsunuz. Bunları kim yutar Sn. hemşehrim.

27 01 2008
denis

saygilar, ermeniler sadece kendilerine katliam yapildigi soyliyorlar. ILK once ermeni ceteleri basakaldirip 1915/1920 de katliamlar yapmadilarmi? . bu gercegi bence iyi arastirip bilmek lazim. suriye, ye ondan sonra gonderilmislerdir. suan suriyenin nufusunun yuzde 5 i ermenidir (kaynak suriye) demekki iddia edildigi gibi yolda katledilmemistir.sonucta indian ve amerikalilar gibi baris icin de yasamaliyiz; slm denis

23 12 2008
hilmi

sevgili Akçam 1977deki kaçışının ilk toprağını kazan ve malzemelerini hazırlayan ve kaçışın gerçekleştiği koğuşun ferdiyim ozamanlar çok gençtikve her şeyi reddebiliyorduk ve ölüm ve ölmek bizim için su içmek kadar kolaydı ama içinde puştluk ve hesap yoktu.Şimdide bu değerler elbette yaşıyor ama içinde yön veren akılla.Çok güzel ata sözümüz var kavgada yumruk sayılmaz diye eğer olaya yumruk saymahesabıyla yaklaşırsak işin içinden çıkamayız .O tarihte ermeniler kiminle olmayı tercih ettiler ruslarla fransızlarla vs ohalde bu kardeşlerimiz kaybettiler o zaman onurlu bir şekilde kaybettiklerini kabul edip bundan sonraki mücadelelerini de onurluca yapsınlar onun bunun uşaklığını yapmadan.Sende lütfen olaya aydın onuruyla yaklaş bulunduğun coğrafya ve konum çoksıkıntılı hakkında çok şeyler düşünülebilir!!!Sana tavsiyem bu günlerde yaşanılan milyonlarca insanı öldüren soykırımların hamisi,babası ev sahiplernle uğraşırsan doğru adresi yakalarsın ve sana emeğimi helal ederim.aklımdayken onuda söyleyim o toplu göçün akıl babası kim olduğunuöğrenirsen iyi olur.Yani o zaman osmanlı ordusunu kim yönetiyordu.Belkide daha sonra yapacakları soykırımın provasını ozaman yaptılar ne dersin?Yukarıda yazdığın güzel yazının altınadabi kaç itirazlla altına imza atarım seni gerçekten ve içten öpüyorumsevgiler.

13 02 2009
HIKMET TATAR

HERKESIN BIR DUSUNCE TARZI VARDIR.BU MEVZU HAKKINDA YORUMLARINI YAZANLARIN DA KENDI DUSUNCE HAKLARINA SAYGI GOSTERMEMIZ LAZIM.
YALNIZ BENIM DE BIR SORUM VAR.
ITTIHAT VE TERRAKIYI KIM KURMUSDU? TURKLER MI?
TARIH SAYFALARINA IYI BAKIN .ERMENI TEHCIRINI HAZIRLIYAN ITTIHATCI PASALARDAN BAZILARI NIYE TURKIYEYI BIRAKIP KACTILAR.
1919 1922 YILLARI ARASINDA MUSTAFA KEMAL PASAMIZ NIYE BU ITTIHAT VE TERAKKI PASALARINI ERMENI TEHCIRI SUCUNDAN YARGILADI.
ARKADASLAR BEN MUSTAFA KEMAL PASAMIZIN EN DOGRU SEYI YAPTIGINA INANIYORUM.

Yorum yapın